Mansuroğlu Mah. 288/3 Sok. No: 1 Selvili 2 Apt. A Blok K: 5 D: 19 Bayraklı / İzmir
+90 (232) 464 80 00
info@sakaryaalgan.com

4857 Sayılı İş Kanununa Eklenmesi Düşünülen Taslak Hükme İlişkin Değerlendirme

4857 Sayılı İş Kanununa Eklenmesi Düşünülen Taslak Hükme İlişkin Değerlendirme

COVID-19 salgını işyerlerinin faaliyetlerini ve işçileri doğrudan etkilemiştir. Bu çerçevede, bazı işyerleri faaliyetlerine son vererek işçileri ücretli izne yahut ücretsiz izne çıkartmış; bazıları bir kısım işçilerin sözleşmesini feshetmiş; bazıları ise kısa çalışma başvurusu yaparak faaliyetlerine devam etme kararı almıştır.

Bu süreçte, dünya genelinde devletler işverenler ve işçiler lehine mali düzenlemeler içeren destek paketleri açıklamıştır. Bu paketler, sosyal devlet ilkesi gözetilerek istihdamın korunması ve devletin mali yükünün dengede tutulması amaçlarını içermektedir.

Türkiye Cumhuriyeti bu kapsamda belirli sektörler için kısa çalışma yapılmasının kolaylaştırılması, kredi tahsisi, kamu borçlarının bir kısmı ertelemesi gibi önlemleri içeren bir paket açıklamıştır. Buna ek olarak geçtiğimiz günlerde “işçi çıkarma yasağı” başlığı altında haberlerin yapıldığı ve bir tasarı metninin paylaşıldığı görülmektedir. Tasarı metni şu şekildedir:

“22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

‘Geçici İstihdam Güvencesi

GEÇİCİ MADDE 10- Bu Kanunun kapsamında olan veya olmayan her türlü işçinin iş sözleşmesi, COVID-19 salgın hastalık neticesinde kamu yararının gerektirmesi nedeni ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay süreyle 25 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci bendinde gösterilen sebepler dışında işveren tarafından feshedilemez.

Birinci fıkra çerçevesinde fesih yasağı uygulanan hallerde işveren işçiyi ücretsiz izne ayırabilir. Bu madde kapsamında belirlenen fesih yasağı süresini altı aya kadar uzatmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.”

Tasarının lafzı incelendiğinde birtakım sorunları barındırdığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Öncelikle, tasarıda yer alan, “bu kanunun kapsamında olan veya olmayan her türlü işçi” ifadesinin ne anlaşılması gerektiği açıklığa kavuşturulmalıdır. Böylelikle düzenlemenin kimlere uygulanacağı tespit edilebilecektir. Düzenlemenin 4857 sayılı İş Kanunu’na (“4857 sayılı İşK” ya da “Kanun”) ekleneceği gözetildiğinde “…olmayan her türlü işçi” ifadesi ile bu Kanuna tabi olmayan kişilerin kastedildiği düşünülmektedir. 4857 sayılı İşK m. 4/1’de istisnalara yer verilmiş olup düzenleme şöyledir:

“Aşağıda belirtilen işlerde ve iş ilişkilerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz;

a) Deniz ve hava taşıma işlerinde, b) 50’den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde, c) Aile ekonomisi sınırları içinde kalan tarımla ilgili her çeşit yapı işleri, d) Bir ailenin üyeleri ve 3 üncü dereceye kadar (3 üncü derece dahil) hısımları arasında dışardan başka biri katılmayarak evlerde ve el sanatlarının yapıldığı işlerde, e) Ev hizmetlerinde, f) (…) çıraklar hakkında, g) Sporcular hakkında, h) Rehabilite edilenler hakkında, ı) 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanununun 2 nci maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde.”

Tasarının kapsamının belirlenmesi için amaçsal yorum yapılarak farklı bir sonuca ulaşılması mümkündür. Tasarının COVID-19 salgınından etkilenen ve çalışma hayatında yer alan kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesi amacını taşıdığı varsayılabilir. Bu varsayım çerçevesinde tasarının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 393 ve devamında yer alan “genel hizmet sözleşmesi” hükümleri kapsamına giren herkes için uygulanarak istisna yaratılmaması da düşünülebilir.

Düzenlemenin devamında iş sözleşmesinin “maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay süreyle 25 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci bendinde gösterilen sebepler dışında işveren tarafından feshedileme(yeceği)” ifade edilmiştir.

4857 sayılı İşK m. 25/1, (II)’de işverenin işçi tarafından gerçekleştirilen ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri davranışları sebebiyle fesih hakkı düzenlenmiştir. Tasarıya göre işveren, 4857 sayılı İşK m. 25/1, (II) dışında fesih hakkına sahip olmayacaktır. Sorun teşkil eden husus “(B)irinci fıkra çerçevesinde fesih yasağı uygulanan hallerde işveren işçiyi ücretsiz izne ayırabilir” düzenlemesidir. Ücretsiz izin uygulaması, istisnalar hariç, işçinin kabulüne bağlıdır. Bu düzenleme ile işçinin ücretsiz izne ayrılması işleminin işverenin iradesine bırakıldığı, işçinin kabulünün aranmadığı, sonucuna ulaşılmaktadır.

Diğer taraftan işçinin iş sözleşmesini feshetme hakkına ilişkin bir düzenleme getirilmediği görülmektedir. Tasarının yasalaşması durumunda işçi, ücretsiz izne ayrılmasına yönelik işlem dışında, başkaca bir haklı nedenin varlığı hâlinde iş sözleşmesini feshedebileceği düşünülmektedir. Tasarının bu hâliyle ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu, COVID-19 salgını nedeniyle ortaya çıkan malî yükün önemli bir bölümünün işçinin üzerine bırakılmaması gerektiğini belirtmek isteriz.

Sonuç itibarıyla tasarı hâlihazırda işverenler tarafından gerçekleştirilen ücretsiz izin uygulamalarını hukukî güvenceye kavuşturmaktadır. İşçi açısından ise iş sözleşmesinin feshini belirli bir süreyle engellemektedir.

*Bu makalede yer alan sorunlardan herhangi birini ayrıntılı olarak tartışmak isterseniz bizimle irtibata geçmenizi rica ederiz.

**Bu makale hukukî sorunlar ve gelişmeler hakkında genel bilgi vermektedir. Belirli bir hukukî tavsiye sunmayı amaçlamamaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir